HDP ve SYKP MKY üyesi Kenan Kalyan Degerlendirmeleri



TÜRKİYE VE KUZEY KÜRDİSTAN’DA SON GELİȘMELER / KENAN KALYAN

10 Nisan 2016 günü Kürt-Türk-Isviçreliler Kültür Dernegi Bern'de düzenlenen toplanti oldukça ilgi gördü. Konu ile ilgili bilgilendirme yapan HDP MYK üyesi Kenan Kalyan’ın anlatımlarını kısa kısa toparlayalım.

AKP
Bu parti bugüne kadar Türkiye’de tanıdığımız partilerden farklıdır. Mesela bugüne kadar seçim sonuçlarını kabul etmeyen bir parti ile karşılaşmadık. Ama AKP 7 Haziran sonuçlarına razı olmadı. Boş beklentilere kapılmadan kendi işimize bakarsak bu partiyi yerinden/iktidardan düşürebiliriz.

KRİZ
Kapitalist sistem büyük bir kriz yasiyor. Türkiye’de siyasal kriz derinleşiyor. Fakat bu krizi kapitalizmin son ve ölümcül krizi olarak görmüyorum.

DARBE, İÇTE VE DIȘTA SAVAȘ
Darbe tartışmalarını özellikle havuz medyası gündeme getiriyor. Gezi, 17-25 aralık bile darbe olarak lanse ediliyor. Genelkurmay başkanlığı „hukuk devleti içindeyiz“ diye açıklama yapıyor. Darbe olur mu olmaz mı tartışmaları ile bir şeyi karartmaya çalışıyorlar: Bu 7 Haziran 2015’den bu yana Türkiye’nin içinde bulunduğu darbe sürecidir. AKP ile ordu arasında keskin çelişki yok. Cemaati dışlaya AKP-Ordu ittifakı ile hızla faşizme doğru yol alınıyor.
Suriye’ye girmek istiyorlar. Musul meselesi duruyor. Suriye-Rojova-Türkiye bütünleşti. Sadece içte değil dışarıya savaş durdurma görevimiz de var.

HDP-KANDİL-ÇATIȘMASIZLIK
Sermaye ve hükümet HDP’nin yükselişinden ürktüler ve bu yükselişi durdurmak istediler, istiyorlar. Topyekün savaşa yöneldiler. Çöktürme planı sadece Kürdistan’la sınırlı tutulmadan tüm muhalif güçler hedefleniyor.
Çatışmasızlık ortamından hem AKP/Erdogan hem de biz yararlandık. Karamsar olmaya gerek yok. Çatışmasızlık ortamı devam etseydi HDP’nin yükselişi devam edecekti. Peki bu noktaya gelmek kaçınılmaz mıydı? HDP içinde ve çeperinde bu tartışılıyor.
HDP olarak eksikliklerimiz oldu, var. Birincisi başladığımız işi tamamlayamadık. Seni başkan yaptırmayacağız dedik. Fakat iyimserlik havasına kapıldık. Erdoğan’ın üzerine yüremeye devam etmedik. Saray’a yürümedik. Seçim mitinglerimizi iptal ettik. En iyi koalisyon AKP-CHP’dir dedik.
Kandil 7 Haziran ile 1 Kasım arasını başka bir biçimde geçirebilirdi. Ayrıca düşmanın sana dayattığı bir savaşı, onun istediği bir ortamda kabul etmek zorunda değilsin
.
BAȘKANLIK
AKP’nin başkanlığa doğru yürüyüşü faşizme gidişat demektir. Bunu hem içeride hem de dışarıda çatışma ortamına dayandırarak yapmak istiyorlar. Ya referandum ya da baskın bir erken seçimle taçlandırmak istiyorlar. Onlara göre ya MHP ya da HDP ya da her ikisi baraj altında kalmalı.

HENDEK, ÖZERKLİK, ÖZ YÖNETİM
Hendekler ve öz yönetim hazırlıklyrı 7 Haziran ile başlamadı. Cizre olayı vardı. Abdullah Öcalan müdahalesiyle atlatılmıştı. Varto olayı vardı. Kente giren silahlı güçler bir anlaşma ile terkettiler. Yine Gever (Yüksekova) olayı vardı.
Son durumda YPS „yol açılsın, operasyonlar dursu, çekiliriz“ dedi. Kabul görmedi ve çatışmalar derinleşti.

KATLİAM
Kürdistan’da katliam var. Kadınlar teşhir ediliyor. Erkeklerin üzerinden tanklar geçiyor. Cesetler panzerlerin arkasından sürükleniyor.

ÖZ YÖNETİM
Burada sadece öz savunma vurgusu yapılıyor ki bu doğru değil. Öcalan bildiğim kadarıyla öz yönetimin 8 boyutundan söz eder. Öz yönetim kapitalizm koşullarında mümkündür ki bunu siz en iyi İsviçre’de yaşıyorsunuz. Fakat bizde bunun için dişe diş bir mücadelenin verilmesi gerekiyor.

KÜRT HAREKETİ
Bana göre Kürt Özgürlük Hareketi, sadece bir ulusal kurtuluş hareketi değildir, sosyalist bir harekettir. Demokratik ulus, demokratik modernite vs. Gibi açılımları var.

MASA, BARIȘ VE CÖZÜM
HDP ve HDK iki birleşik mücadele alanıdır. HDK’nin Avrupa örgütlülüğü de gündemde. İttifaklarımızı genişletmeliyiz. AKP çözüm partisi olmaktan çıkıyor, hızla faşizme gidiyor. Bizim en geniş anti-faşist ittifak, cephe, artık adına ne denirse, kurmamız gerekiyor. Böle olunca CHP ilgi alanımıza giriyor. CHP dümeni başka yöne kırabilir. Bunun için her yandan gereken kıvama gelmesi için CHP’yi baskı altına almak lazım.
Silahların devreye girmesi siyasetin sona ermesi değildir. Bilinir, savaş politikanın başka araçlarla devamıdır. Silahla yürütülen siyasettir.
Masa, diyalog ve müzakere için Abdullah Öcalan tecriti kalkmalı. Öcalan gerilaya ne diyecekse diyebilmeli. Yoksa durum değişmez.

Bu blogdaki popüler yayınlar

30 Mart 2014 Seçimleri ve Türkiye’de Gidişat