Özgürlük, Barış: Nasıl? Ne Zaman?, PANEL, 20.09.2009

1. Toplumda insanların kültürel geriliği veya ileri birikimi ile bu insanların biribirleriyle barbari veya insani ilişkiler içerisinde bulunmaları toplumsal duraksamaların, patinajların, belli bir süreliğine de olsa hatta gerilemelerin veya insani gelişmelerin anasıdır. Sistemlerini devam ettirebilme sorunuyla karşı karşıya gelmiş bulunan sistem sahiplerinin, toplumun bakış açısıyla, anlayışlarıyla, dini veya ulusal sorunlarıyla ve insanların biribiriyle ne biçim ilişkilerde bulunmalarıyla yakından ilgilenmeleri bu yüzdendir. Çünkü insanların biribiryle bugünkü dostane veya hısımhane, barışçıl veya kavgacı bir duruşları mevcut sistemin kaderi ile yarının/geleceğin durumunu da belirler.

2. Marks’ın „bir toplumda egemen düşünce, o toplumun egemenlerinin düşüncesidir” sözünü hatırlamak gerekiyor. Bunun böyle olması yani toplumun egemenlerin düşüncesini taşıması, toplumsal çıkarlar yerine egemenlerin çıkarlarının yürümesi için egemenlerin özel çalışmaları ve projeleri var. Günümüzde başta ABD’de olmak üzere, burjuva akademisyenleri şu veya bu coğrafyadaki toplumu ve genel olarak dünya toplumunu nasıl düşünmeye yöneltebilmek için harıl harıl çalışmalar yapıyor; gerekli adımların ve gidişatın nasıl olması gerektiğini tespit edip kısa, orta ve uzun vadeli olarak pratiğe geçiriyor.

3. Dünya egemenlerinin, günümüzde, Anadolu ve Mezopotamya topraklarında yaşayan insanların, özellikle de bir burjuva sistemindeki normal özgürlüklere susamış kürtlerin durumuyla ilgilendikleri aşikardır. Onların kararları ve türk hükümetinin yönlendirme ve uygulamalarıyla, ne yazık ki, toplum dini ve milli kimliklere dayalı olarak „kendine“ geliyor/getiriliyor. Bu kendine gelmede tamamen „egemenlerin düşüncesi“ egemendir, hakimdir, belirleyicidir. Toplumun ne ilerici devrimci geçinenin ne aydınların ne de şu veya bu kesimin, egemenlerin düşüncesi dışında bir eğilimi veya stratejisi yoktur, gözükmüyor. Oysa egemenlerin stratejisinde ve yönlendirdiği gelişmelerde gelecek yok; sadece geleneksel, gerici anlayışlar etrafında bazen uyuşma, bazen vuruşma ile öbür dünya, ahiret ikilemi var.

4. Özgür düşünebilen insan, egemenlerin düşünce ve projelerine tutsak olmayan insandır. Coğrafyamızda ve dünyamızda özgürlük ve barış çabaları, egemenlerin düşüncesi dahilinde veya etrafında değil, ancak ona karşıt bir karekter kazandığı, insanların geleneksel değerler ve öbür dünya ikileminden çıkmasını, özgür üretim, özgür tüketim ilişkileri içerisinde özgür insanlar yaşamını hedeflediği zaman gerçekten özgürlüğe ve barışa hizmet edecektir. Ancak gerçekten o zaman esaret ve kan yerine, özgürlük ve barışın kokusu burnumuza gelecektir, topluma sinmeye başlayacaktır. İnsanlar dini gericilik, milliyetçilik gibi geleneksel, gerici değerlerden sıyrılıp insani değerlerle buluşmaya başlayacaktır. Özgürlük ve barış sorununa böyle yaklaşmak gerekiyor. Her birey kendi kendisiyle bu yönlü hesaplaşma ve kendisini yenileme sorumluluğuyla karşı karşıyadır.

Sadık KOLUSARI

© Kürt-Türk-İsviçreliler Kültür Derneği (KUTÜSCH) Bern Paneli: Özgürlük Barış: Nasıl, Ne Zaman?
20 eylül 2009

---------------------------------------------------------------
Kısaca diğer panelistlerin dedikleri:

Mukaddes: İsviçre’de yaşadığımız için ben buracaki barışık bir arada yaşamak için bir kaç cümle söylemek isteyeceğim. Herkesin bu konuda zorlukları var. Bence herkes kendisini, bu zorlukları aşmak için kendisini zorlaması gerekiyor. Ne yapmalı: Bir kere kendimizi ifade edebilmek için dil öğrenmeliyiz, meslek edinme çabasına girmeliyiz. Ekonomik özgürlüğü elde etme hedefimiz olmalı. Çocuklarımızın yanında başka kültürleri karamamalı, önyargılı davranmamalıyız.

Ahmet: Ben kürtlerin barış talebi üzerinde durmak istiyorum, zaten beklentiler de bu yönde. 1939’da Almanya’nın Polonya’ya girmesiyle barış özellikle dünya kamuoyunun gündemine gird. Barış, din, dil, ırk farkı gözetmeksizin birlikte yaşam ilkesidir. Kürtler olarak ne osmanlıyla ne de Türkiye’yle barış içinde yaşayamadık. Sol, sağ ile çatışırken, sağdan baskı görürken, kürtler askerden baskı gördü, askerle barışık yaşayamadı. Otuz yıldan beri süren bir savaş var. Buna rağmen kürt ve türk haklarını birbiriyle çatıştıramadılar.
Barış niçin yapılır? Önce şunu belirteyim, bence kürt halkı içerisinde bir de PKK Halkı vardır. PKK Halkı terimi bence doğrudur. Savaş veya açılım tamamen PKK Halkı ile olacaktır. Barış bu halkın elde etmek istediği talepler üzerindeki müzakere olayıdır. Taleplerimizin bir kısmını elde etmek için herkesle, şeytanla bile anlaşmaya hazırız. Barış taraflarından biri PKK Halkı’dır, diğeri dünya konjöktürü ve türk devletidir; fakat türk halkı değildir. Barışın esas muhatapları bedel ödeyenlerdir, siyasallaşmış PKK Halkı’dır. Gerillayı dağdan indirebilecek olan PKK Konseyi ve Abdullah Öcalan’dır.

Şunu da belirtmek istiyorum: PKK’nin yenilgisinden yeni bir sınıf hareketi doğmaz. Türk solunun bunu bilmesi gerekiyor. Süleyman Demirel’in dediği doğrudur: „Bu son kürt isyanıdır“.

Hürü: Barış, çatışma sürtüşme sonucunda taleplerin yerine getirilmesine dayalı bir anlaşmadır. Barışın kalıcılaşması için samimi olmak, kendisi olmak gerekiyor. Ancak PKK Halkı ile gerçek bir barışın olacağına inanmıyorum. Ödenen bedellere denk karşılığın alınabilmesi için, PKK’nin ne kadar parmak bastığı bir soru işareti olarak durmaktadır. Barışın olabilmesi için sebep ve sonuç ilişkisi sorgulanmalı, istemlerde samimi olmalı ve sağlıklı mücadele verilmelidir. Sözlerimi Tarık Akan’ın üç çocuğunun isimleriyle tamamlamak istiyorum: Barış, Özgür, Yaşar

----------------------------------------
Kisaca dinleyicilerin tepkileri:

Teslim: Dünya egemenlerinin ne yaptığına, insaları nereye götürdüklerine bakmamız gerekiyor. Biz antikapitalist, antiepmperyalist gibi antilerle bir yere varamadık, fakat egemenler yönetmeye ve yönlendirmeye devam ettiler. Kapitalizm kanla doğdu, kendisini kanla idame etti. Serbest rekabetçi aşamada savaş yaptı, tekelci aşamada savaş yaptı; fakat globalizm aşamasına gelince Bush dönemindeki her tarafı tehdit eden politikalarını terk etmeye ve barış politikasına yöneldi. Bush’un savaş projeleri bir bir kaldırıldı. Kapitalizmin ne yapmak istedigini anlamaya çalışıyorum. Obama’dan bu yana yeni gelişmeler var. Obama’yı destekleyen tekeller baskın gelirse, silah tekelleri zayıflamaya devam edecektir. Tekeller barış yayıyor, biz de bundan yararlanacağız. İstemeyan olsa da Kürt Sorunu çözülecektir, barış olacaktır.

Mehmet: Türkiye’de barış emperyalistlerin istediği oranda olacaktır.

Ertan: ABD’nin masada bir yeri var. Fakat PKK’nin de bir yeri var. Olup bitenlerin bir senaryo olduğuna inanmıyorum. Yedi yılını dolduran AKP hükümeti farklı şeyler yapıyor. Olup bitenler sadece ABD, Türkiye isteğine bağlı değildir; PKK mücadelesi belirleyicidir.

Hasan: Babamın tespitlerini dikkate almak lazım. Bu güne kadar egemenlerin çıkarları savaş gerektiriyordu; şimdi onlara barış lazım. Olup bitenler sisemin başarılarıdır, kendimize pay çıkarmayalım.

Bu blogdaki popüler yayınlar

30 Mart 2014 Seçimleri ve Türkiye’de Gidişat