Kayıtlar

Özgürlük, Barış: Nasıl? Ne Zaman?, PANEL, 20.09.2009

1. Toplumda insanların kültürel geriliği veya ileri birikimi ile bu insanların biribirleriyle barbari veya insani ilişkiler içerisinde bulunmaları toplumsal duraksamaların, patinajların, belli bir süreliğine de olsa hatta gerilemelerin veya insani gelişmelerin anasıdır. Sistemlerini devam ettirebilme sorunuyla karşı karşıya gelmiş bulunan sistem sahiplerinin, toplumun bakış açısıyla, anlayışlarıyla, dini veya ulusal sorunlarıyla ve insanların biribiriyle ne biçim ilişkilerde bulunmalarıyla yakından ilgilenmeleri bu yüzdendir. Çünkü insanların biribiryle bugünkü dostane veya hısımhane, barışçıl veya kavgacı bir duruşları mevcut sistemin kaderi ile yarının/geleceğin durumunu da belirler. 2. Marks’ın „bir toplumda egemen düşünce, o toplumun egemenlerinin düşüncesidir” sözünü hatırlamak gerekiyor. Bunun böyle olması yani toplumun egemenlerin düşüncesini taşıması, toplumsal çıkarlar yerine egemenlerin çıkarlarının yürümesi için egemenlerin özel çalışmaları ve projeleri var. Günümüzde ...

Emeğin Kurtuluşu mu, İşten Kurtuluş mu?, 03.05.2009

Ücretli iş de dahil olmak üzere çalışma elbette toplumsal gelişmelerde önemli bir rol oynamıştır. Ancak sınıflı toplumlarda iş insan unsurunun, bireyin açılımı önünde pranga funksiyonu görmüştür. Sınıfsız ve sömürüsüz bir topluma geçiş aşamasında bugün işe yaklaşım üzerine: 1. Sınıflı toplumsal yaşam koşullarının insana empoze ettiği insanın iş için yaratıldığı, insanın işsiz yaşayamayacağı anlayışını kıramadık. Ücretli iş ile serbest meşguliyeti/uğraşıyı biribirinden ayırt edemeyerek, zorunluluk ile gönüllülük arasındaki farkı açığa çıkaramayacak kadar zavallılıktan kurtulamadık henüz. 2. Çalışmak için çalışmak, yaptığı işin mahiyetini anlamadan ücret için çalışmaktan yüz bükmedik. Geçinebilmek için zorunlu olarak çalışmaya tapar duruma geldik. Keni çıkarlarımıza uygun kendi irademizi oluşturamadık, işalan olarak işverenin çıkarlarını temsil eden işveren iradesine bağlandık. İşalan olarak, işverene sadece ekonomik değil, fikirsel olarak da tabi olduk. Kendimiz olamadık henüz...

Düsünsel Üretim Sitesi

zum Lesen/okumak icin: http://www.dusunseluretim.com/ www.gelecek.ch

Auszug aus dem Arbeitsbericht des Vereinsvorstandes für die 17. Vollversammlung des Vereins (22. Februar 2009)

Der Kurdische-Türkische-Schweizerische Kulturverein KUTÜSCH ist ein Ort, wo die Menschen aus dem Kanton Bern, die keinen nationalistischen und religiösen Extremorientierung haben, sich zusammentreffen um austauschen, diskutieren, lernen und lehren sowie ihre soziale Aktivitäten selbständig durchsetzen. Kurze Darstellung unsere Tätigkeiten im Jahr 2008: SELBSTARBEIT / SELBSTÄNDIGKEIT Als Alternative von oben haben wir eine Arbeitsstill von unten vorgenommen. Als Vereinsvorstand haben wir uns bewusst zurückgezogen, unsere Menschen für eine Selbsttätigkeit, Selbständigkeit motiviert. Das ist eine Art und Weise, die für uns unerlässlich ist. Die Tätigkeiten wie Musikgruppe, Kindertanz und Theater sind von unten zustande gekommen, ohne Begleitung des Vorstands. KUTÜSCHS-UMWELT Weder der Nationalismus noch die ethnische Vorstellungen wurden in unseren Tätigkeiten beachtet. Der Mensch liegt im Mittelpunkt. KUTÜSCH ist ein Ort, wo die Menschen monatelang, sogar Jahrelang zusammengetroffen und ...

KUTÜSCH 17. Olağan Kongresine Sunulan Faaliyet Raporu (22 şubat 2009)

Değerli üyeler Değerli misafirler Kürt-Türk-İsviçreliler Kültür Derneği KUTÜSCH, Bern Kantonunda milliyetçilik/ırkçılık ile dincilik/mezhepçilikten uzak insanların kendisini ifade etme ortamıdır. İnsanlar bu ortamda bulusma, konuşup dertleşme, görüs alışverişinde bulunma, bilgilenme ve bilgilendirme, istedikleri sosyal faaliyeti geliştirme olanağına sahipler. Geçen kongreden bu yana, bu ortamı ve buradaki çalışmaları kısaca değerlendirelim. KENDİ KENDİNE ÇALIŞMA / KENDİNİ KENDİ YÖNETME Bir yıllık çalışma programımıza nasıl bir çalışma tarzı ve hangi hedeflerle çalıştığımızı belirterek başlamak istiyoruz. Çalışma tarzı olarak kendi kendine bir çalışma yöntemini yönetim kurulunun fonksiyonuna alternatif olarak benimsemiş bir derneğíz. Yönetim Kurulu olarak bilinçli bir şekilde geri durduk, kitleyi yani dernek üyelerinin kendi ihtiyaçları doğrultusunda çalışmalarını teşvik ettik, çalışmalarda meydanı onlara bıraktık. Bu vazgeçilmez çalışma tarzımızdır. Muhsin Sarıoğlu yönetimindeki Saz Gr...

Teknolojik Devrimler, Kapitalizmin ve Solun Krizi, SADIK KOLUSARI

18. yüzyıl sonlarında (takriben 1775 yıllarından itibaren kömür, demir/çelik, dokuma tezgahları, buhar makinesi, demiryolu, telgraf, vs. ile) başgösteren ve 19. yüzyılda (takriben 1870’li yıllardan itibaren petrol, jeneratör, elektronik motor, telefon, vs. ile) önce Avrupa ve ABD’de olan Birinci Teknolojik Devrim , hayvancılık ve tarıma dayalı toplumsal ilişkiler yerine makine ve sanayiye dayalı üretim ilişkilerini belirleyici duruma getirdi. İkinci Teknolojik Devrim’in birinci aşamasında 1915’ten itibaren çocukluk ve emeklemeyi geride bırakan kapitalizm gençlik/delikanlılık dönemine girdi ve 1950’li yıllardan itibaren gerçekleşen ikinci aşama (akıcı band, kitlesel üretim, otomatikleşme, robotlaşma, telsiz, radyo ve televizyon tekonolisi, matbaa teknolojisi, havacılık, vs.) sonucu kapitalizm gelişkinlik evresine girdi. 1970’li yılların ortalarından itibaren başgösteren ve 1980’li yıllarla birlikte iyice belirginleşen Üçüncü Tekonolojik Devrim (Bilgisayar, internet, cep telefonları, m...

Tag gegen Armut und Ausgrenzung

www.kabba.ch/ Tag gegen Armut und Ausgrenzung Kundgebung in Bern, Münsterplatz: Freitag 17. Oktober 2008 16 bis 21 Uhr Rahmenprogramm 18 Uhr Kundgebung Aktion für und mit Armutsbetroffenen in der Schweiz Statt die Ursachen von Armut zu bekämpfen und Vermögensungleichheiten zu vermindern, werden die Sozialleistungen gekürzt und SozialhilfeempfängerInnen und IV-RentnerInnen gesellschaftlich geächtet und diskriminiert. Über die Entbehrungen und persönlichen Verletzungen, die Armutsbetroffene erleiden, wird geschwiegen! Viele können den Druck nicht aushalten. Die Existenzsicherung wird zum Überlebenskampf: Krankheitsbilder entstehen. Eine reiche Minderheit und ihre politischen Akteure bestimmen und verfügen die Verschlechterung der Lebensbedingungen der Armutsbetroffenen: Durch die SKOS-Richtlinien, der Schweizerischen Konferenz für Sozialhilfe, wurde das Existenzminimum der Sozialhilfe im Jahre 2005 um 10% gekürzt. Die Armutsgrenze für einen Ein-Personenhaushalt liegt seit 20...